Seni Alıkoyan Hangi Duygu İse, Sen O duygunun İnsanısın       

 “Daha soğuklar başlamadan gel yanıma,

Sıcacık bir kış pelerini ile kapla boynumu,

Yaşama sarhoşluğumu duyamaz hale gelmeden çal kapımı,

Teslim ol varlığıma…”

Söz konusu nedenlere sarılınca insan, kelimeler acizleşiyor kendi içinde. Kelimelerin acizleştiği, duyguların devleştiği başka bir boyuta geçmişsen hemen her şey ardında kalır. Ve ne kadar büyümüş, yetişkin bir insan sıfatına bürünmüş olsan da, seni alıkoyan duyguların arasında, büyümek kavramı önemini kaybeder her zaman.

Seni alıkoyan hangi duygu ise, sen o duygunun insanısındır. Kalbinde kelebekler uçuş uçuş olmuşsa, özgürlük elinden tutuyorsa çekinmeden, çocukluğun seni çağırıyor demektir. Yepyeni bir dünya yaratır çocukluk halleri. Heyecanlar pır pır kovalar seni. Mektupların her satırında sevinç çığlıkları kol gezer. Yüzünde büsbütün mutluluğun resmi çizilidir. İlkbaharın en güzel zamanı durur yanı başında. Anların en güzel hallerini yaşarken bulursun kendini. İçine hapsettiğin hiçbir duygu ya da düşünce yoktur asla. Yalınayak saf bir coşkunluk dört yanını sarar. Amansız bir aydınlık açık ve seçik görülebilir kilometrelerce öteden.

Seni alıkoyan hangi duygu ise, sen o duygunun insanısındır. Kapıyı kendi anahtarınla açıyorsan yalnızsındır. Mutfaktaki ocağın üzerinde pişmiş bir tencere yemeğin yoksa yalnızsındır. Ölçüp biçen, her ayrıntıyı, her çizgiyi bir düşünce eşliğinde ihtiyatla sana sunan biri yoksa hayatında yalnızsındır. Bir sabır ustasının senin her haline ışık tutacak sevgiyle dokunuşu yoksa yalnızsındır. İki bin sayfalık duygularına bir tek cümle kuracak kimsen yoksa yalnızsındır.

Sandıkları ağzına kadar dolduracak duygular biriktirir insanoğlu. Yaşadıkça deneyimler. Yaşadıkça, dolaysız gerçeği ustaca anlayan biri haline dönüşür. Zira artık farkındadır her şeyin. Duygular nasıl olursa olsun, farklı bir varlık biçimine bürünür her insanın iç dünyasında. İnsanlığın yücelmiş şeklide diyebiliriz buna.

Seni alıkoyan hangi duygu ise, sen o duygunun insanısındır. Yaralı bir köpeğin iniltilerine, uluyarak kıvranmasına hangi duygu ile karşılık verirsin. Ölümü; kurumaya yüz tutmuş bir ağacın çehresinde izleyecek olsan, hangi duyguya saplanırken bulursun kendini. Yoğun bakımda yaşam ünitesine bağlı yaşam mücadelesi veren insana dair neler hissedersin. Tek bir kelimeyi, üç ayrı resimde görmek istesen kalbine en çok değen hangisi olurdu acaba? Bu senin insanlığının ya da hayvanlığının tual üzerine yansıyan resmi de olacak aynı zamanda. Tual üzerine vurduğun her fırça darbesi senin özünün bir yansıması olduğu kadar, mevcut varlığının da toplamından ibaret olacak zira.

Seni alıkoyan hangi duygu ise, sen o duygunun insanısındır. Sevginin resmettiği her şey içinde güzellik barınır. Soluk bir yüz yavaş yavaş pembeleşir. Dayandığın masanın hemen karşısındaki pencere, ırmağa, karşı tepelerdeki yeşilliğe açılır. Şairane şiirler dökülür sayfalar dolusu. Öyle büyük bir güçle delip geçer ki kalbe atılan ok, kaybolup gidersin tek duygu coşkusunda. Hissetme duyusu şaşılacak kadar canlı ve keskindir. Her şeye rağmen bedenini mekan edinir. Hiçbir madencinin keşfetmediği bir madeni keşfetmiş gibisindir. Ruhunun denizinde, hayallere başvurduğun ulaşılmaz duygular belirir. Gülümsemenin şekli bile değişir. Alt dudağının üst dudağınla buluşmasına uygun düşen bir ses tonu eklenir. Olanca ağırlığı ve katılığı ile ruhuna ulaşmaya çalışan nice olumsuzluk bayağı, güçsüz ve çelimsiz bir kılıfa bürünür. İçinde şefkatin olmadığı hiçbir duyguya hizmet etmeyen sevgi, daha yüce duygular patikasında ilerler.

Seni alıkoyan hangi duygu ise, sen o duygunun insanısındır her zaman.

İnsanlar yüce gönüllü olunması gerektiğinden bahseder her zaman. Özlemini duyduğu şeyleri peş peşe sıralar her cümle aralığında. Lakin günlük hayatın kasvetli ilerleyişi içinde unutur hemen hepsini. Yüce Rabbimiz insanlığın portresini çizerken eşsiz sanatçılığını göstermiş olmasına rağmen, korkunç derecede yitirmeye yönelik adımlar atmıştır insanlık. Bulutların arasında yaşar gibiyiz. Uçsuz bucaksız bir akış içerisinde kimse kimseyi görmüyor, duymuyor, anlamıyor ve öylece yaşıyor. İnsanların tek ve sürekli bir maskeyle dolaşmalarından sıkılmış biri olarak, bazen ilkel olmak istiyorum içten içe. İnsanlığın en ilkel hali içinde aşık olmak, sevinmek, şaşırmak, yardımlaşmak, paylaşmak ve özgürlüğün en özgür haline bürünmek geliyor içimden. Ama ne mümkün…

Seni alıkoyan hangi duygu ise, sen o duygunun insanısın. Ya basit yaşayacaksın her şeyi olduğu gibi, ya da işkence edeceksin kendine alabildiğine.

 

Sevda Saime ESEN

 

Etiketler :

Kullanıcı Yorumları


Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?





Benzer Haberler


08 Temmuz 2019, Yorum Yapılmamış
08 Temmuz 2019, Yorum Yapılmamış
08 Temmuz 2019, Yorum Yapılmamış
08 Temmuz 2019, Yorum Yapılmamış
25 Mart 2019, Yorum Yapılmamış
25 Mart 2019, Yorum Yapılmamış