IMG-20191116-WA0001Aksaray’daki bir okulda özellikle çocukların unutamayacağı bir olay yaşandı.

Üzücüydü…

Kaygı vericiydi…

Az olanı, farklı olanı hak etmediği bir baskı altına alma durumu hakimdi…

Görevlerin, rollerin ve sorumlulukların tam olarak yapılandırılmadığı düşüncesi hakimdi vs…

Kınama veya taraf tutma düşüncesi içermeyen bir paylaşımda bulunmak niyetim…

Öncelikle biz ne istiyoruz!!!

Toplum farklılıklarıyla güzel, birimiz diğerimizden asla üstün değiliz… birlikte yaşam sanatını öğrenmeliyiz…

Buna inanıyoruz!!!

Otizm farklı özellikler göstermeye sebep bir nöropsikolojik yelpaze bozukluktur…

Otizm ile ilgili bu küçük bilgiyi paylaşmamın nedeni Aksaray’daki okulda konusunun geçmesidir. Demek istediğim Aksaray’da yaşanılanlar otizm nedeniyle değil farklılıklarla baş etmede zorlanmaktan kaynaklı görülmektedir. O yüzden genel bir paylaşım üzerinden ilerlemek isterim.

Kapsayıcı eğitim zor olabilir ama imkansız değildir. Bu okulda bir şeyler ters gidiyor belli… Aşağıda değineceğim dinamikler kontrol edildiğinde kaynaştırmanın hiç de zor olmadığı görülecek ve kendiliğinden tam katılım sağlanacaktır… olması gereken sabır, sebat ve karşıdaki kişiye saygıdır…

Okullarda bütüncül, kapsayıcı bir yaklaşımla kaynaştırma uygulamak istiyorsak tüm ögeleri dikkate alarak işe başlamalıyız… yoksa anayasa, kanun, yönetmelik vs sorunu yoktur ülkemizde… eşit haklar devletin güvencesi altındadır…

(Aslında sayfalar dolusu bir kitap içeriği bu paylaşmak istediklerim… yine de kesitsel ve özetin özeti bir paylaşımda bulunacağım)

Önleyici çalışmalar yapmalıyız…

ÖNLEYİCİ ÇALIŞMALAR

Uygularken zorlanmakla birlikte asla pes etmemem gerektiğine inandığım çalışmalardır önleme girişimleri…

müdahaleden önce yapılan önleyici çalışmalar sayesinde sorun olarak görülen bir çok durum çözüme kavuşur… sadece tüm değişkenlerin kontrol altına alınamaması zorlayıcı tarafıdır işin…

Çocuklarla bir arada bütüncül bir yaklaşımla çalışacaksak öncelikle;

*çocuğun ailesini hazırlamalıyız (anne-babaların en kısa zamanda duygu durumlarından KABUL aşamasına gelmelerini ümit ediyoruz. İstenmeyen davranışı yok saymak, gizlemek, çocuğun değerli zamanını kaybettirme riski doğurabilir. Erken müdahale hayat kurtarır diyoruz, gizlemek sorunlarla tek başına mücadele etmek bir süre sonra toplumun da uzak durmasına sebep olabilir. Ayrışma/yalnızlaşma sorunu bu süreçte kemikleşmeye başlar)
*çocuğu hazırlamalıyız (genellikle çocuğun ihtiyaç duyduğu, sevdiği ve mutlu olduğu ortamlarda bulunduğunda istenmeyen davranışlarının azaldığı görülür…)

*Çocuğun arkadaşlarını hazırlamalıyız (çocukların birbirinden öğreneceği o kadar güzel şey var ki!!! kaynaştırma uygulamalarında Akran öğretimi muhteşem etkileri olan ve uzun uzun bahsedilmesi gereken değerli bir konudur)

özellikle şimdi yazacağım iki öge ihmal edilmiş olmalı ki Aksaray’da bu üzücü olay gerçekleşti.

*çocuğun arkadaşlarının ailelerini hazırlamalıyız (merhamet, vicdan, dostluk özsaygı, yardımlaşma, hem kendinin hem çocuğunun hem de diğer toplum üyelerinin haklarına saygı gösterme, başkalarının sınırlarını zorlamama gibi donanımlar kazanacağını farketmeli)

*çocukla çalışan idareci/öğretmen/görevli/bakıcı/hizmetli vb diğer yetişkinleri hazırlamalıyız…

*destek hizmetler sağlamalıyız (bina, fiziksel koşullar, özel eğitim uzmanları, yardımcı personel,…)

*toplumu hazırlamalıyız

Sosyal medya, yazılı ve görsel basının gösterdiği tepkiden anlıyoruz, son madde açısından toplumsal farkındalık oluşmuş ve bu çok sevindirici bir durum

Yukarıda bahsettiğim ve daha bahsedilebilecek bir çok dinamik hazır olduğunda sorunların aslında var olmadığını görecek ve mutlu olacağız…

Niye mutluluk diyorum çünkü diğer ebeveynlerden biri mutsuz olduklarını ifade ediyor. Okulda otizmlilerin sayılarının artması, kendilerine ayrılan alanların daralması gibi aslında sorun olmayan ama sorunmuş gibi olaya çare aradıklarını görüyoruz. Uzman desteği yerine bürokratik çözümler için okulun kapısında beklediklerini anlıyoruz.

Bir anne 5 yıldır aynı okulda öğrenim gördüklerini, çocuklar ders aralarında bir araya geldiklerinde otizmli bir çocuğun çocuğunun kolunu burktuğunu, bu sorunun otizmden kaynaklı olduğunu söylüyor…

Hayır sevgili anne!

Fiziksel temas, güç gösterisi, zorbalık asla ve asla otizm özeliklerinden biri değildir. Şiddet veya istenmeyen davranış herkeste olabilir ama bu davranış otizmli çocukta görüldüğünde çok daha dikkat çekici olmuş belli… bu durum da otizme atfedilir ki çok yanıltıcı ve çocukların toplumla bütünleşmesini engelleyen yıkıcı bir yanılgıdır…

Çoğunlukla sosyal-duygusal veya iletişim becerileri gelişmeyen çocuklarda saç çekme, vurma, bağırma gibi istenmeyen şiddet vb davranışlar görülebilir…

Bunlar da özel eğitim uzmanları desteğiyle önleyici yöntemlerle azaltılabilir veya yok edilebilir… çocukları ayrıştırarak ayrı çatılar altında toplayarak bunların üstesinden gelinemez…

Aileler veya bu çocuklarla çalışan öğretmenler onların davranışlarını çok iyi bilir… hangi durumda, hangi sıklık veya sürede bu davranışın  gerçekleştiği bellidir. Çocuk istenmeyen eyleme geçmeden hemen önce bu davranış engellenirse istenmeyen davranış zamanla söner gider. Dikkat ettiğiniz gibi otizmli çocuğun istenmeyen davranışı demedim… her çocukta olabilecek istenmeyen bir davranıştan bahsettim…

Özetle kapsayıcı eğitim konusunda Aksaray’daki  okul idaresi de dahil herkesin bilgilenmeye bu bilgileri içselleştirmeye ihtiyacı var…

Dr. Ayfer YILDIRIM
Çocuk gelişimi ve Özel eğitim Uzmanı

Etiketler :

Kullanıcı Yorumları


Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?





Benzer Haberler


05 Aralık 2019, Yorum Yapılmamış
30 Kasım 2019, Yorum Yapılmamış
27 Kasım 2019, Yorum Yapılmamış
26 Kasım 2019, Yorum Yapılmamış
26 Kasım 2019, Yorum Yapılmamış
26 Kasım 2019, Yorum Yapılmamış