“Zaman zaman bir duygunun tavan arasına saklanırken bulurum kendimi,

Evlerin çatıları, köşeli bacaları arasına sıkışırım alabildiğine,

Ensemden ayaklarıma kadar sarınan bir çocuk fırlayıverir içimden,

Yetişkin halim, eğilir ve özür diler: “Çok üzgünüm” diyerek çocuk halimden…”

Bazen duyguların gizemine tutunurum öylece. Bazen de iki elimle ağzımı kapatırcasına susarım. Susmak kimi zaman binlerce kelimeye bedeldir. Sözlerin ardında kesik kesik konuşmalar yoktur. Nefessiz kalmalar karanlık duvarlara çarpmaz hiçbir zaman. Gecenin tam orta yerinde her şeyin gözle görüleceği bir gündüz vakti çalıverir kapını. Sanki susmak tüm sözleri kapı dışarı edivermiştir. Ağırbaşlı duyguların kapıları açılıverir suskunluğa demirli limanda.

Bazen de hayat koşusunda binlerce çitin üzerinden aşarken bulurum kendimi. Kızgın yaz ortasında buz kesiliveren duygularla haykırırım sokağın içine. Gacur gucur eden seslere sağar, ırgatlık eden üç beş gülüşe kör kalırım. Sağa sola saçılan bakışlarımı toparlarım hemen. Boşlukta bir çırpıda kaybolmasın diye yeni patikalara uzanıverir varlığım. Ayaklarım yeri dövercesine ilerler kuvvetle.

İnsan olmanın ayrıcalığı, farklı farklı duygu hallerinin kapısından içeri girebilme zenginliği olsa gerek. Kendimi hışırtılı tonlarca sesin arasında yalnızlığa kilitlediğim de olmuştur. Bomboş bir sokağı adımlarken şarkı söyleyen ruhumu curcunanın içine bıraktığımda olmuştur. Şarkı söyleyen bir ruhun orkestrası eller, kollar, ayaklardır o anlarda. Ne hoş değil mi?

Hep söylerim, en sevdiğim duygu masumiyettir diye… Ateş püskürmez hiçbir duygu masumiyet varken. Delip geçmez hiçbir söz ok misali yürekleri… Kuyuya atılan Hz. Yusuf’u, çileli yaşamında özel ve güzel yapan yine masumiyetiydi.

Büyüdükçe masumiyetini kaybediyor insan maalesef. Bu nedenle çocuk kalmayı istemişimdir her zaman. Çocukken hep büyümeyi istiyoruz. Büyüyünce de çocuk kalmanın güzelliğini fark ediyoruz. Çocukluk; masumiyetin en güzel halidir, koşarak yoluna devam eder.

Bir anın masumiyeti içinde aşık olur insan. Yardıma uzanan bir el, iyi duyguların hemen yanı başında durmaktadır. Patikalardan seğirtip gelen bir dost, masumiyetin elçiliğine bürünerek varır dostunun yanına. Anne ve babaların öpülen ellerinin üzerinde masumiyetin imzası gizlidir. Masumiyet kentinde ne amaç vardır, ne de bir neden.

Ben en çok masumiyetin engin hoşgörüsüne aşığım. Bir de beni aşık eden masumiyete… Öylesine nedensiz sadakat taşar ki onca duyguda, aydınlık bir masa da otururken pembelikle donatılmış bir yanak taşıyıverir ansızın insan. Pembeleşen biraz masumiyettir, biraz da utangaçlığın verdiği edep.

Bazen şöyle derim kendi kendime: aslında bu kadar güzel imkanlar ile dolu hayatta çok az manevi derinlik duygusu taşıyor insanoğlu. Bir sünger kadar tartıda az çeken olabilmek gerekir esasen. Şöyle etrafıma bakınıyorum da; ellerini yüzüne gömdü gömecek insanlar, heyecanı içinden çıkıp gitmiş ruhlar, iki basamağı işgal eden ayaklar, hayalet gibi yaşayan birçok kişi umutsuz vaka modundalar. Bu manzaralarla karşılaştığımda –çorbasında kıl bulmuş- biri edasına bürünüyorum ister istemez.

Oysa ben, iyi şeyler yapmak, güzel şeyler düşünmek ve görmek istiyorum. Hayat boyu yüzlerce insanla tanışıyor, karşılaşıyoruz. Bir kısmına yolcu, bir kısmına istasyon oluyoruz. Ne mutlu bana ki; beni meleklerin yanında bekle diyeceğim, işte böyle güzel duyguları peş peşe dile getirebileceğim insanlar var hayatımda. Kimisi kalbimin en ücra köşesinde gizlidir, kimisi açık sözlülük içinde yanı başımdadır.

“Beni meleklerin yanında bekle ey sevgili!

Beni meleklerin yanında bekle gönül ehli ey dost!

Anam, babam, kardeşlerim,

Nihayet aydınlık cam pencerelerim.”

Hani şu insan denilen mahlukat kendi özünü ne kadar korur ve saklarsa, gelecek kuşaklara o kadar faydalı olmaz mı esasen. Özünden bir parçayı koruyan insanoğlu evrimin deformasyon selinden korumaz mı kendini hiç?

“Ne çelimsizliğine bakarım hayatın,

Ne de iri yarı heybetine.

Dönüp ilk kendime bakarım.

Bir masumiyetime,

Bir de inandığım şeylere…”

Etiketler :

Kullanıcı Yorumları


Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?





Benzer Haberler


23 Şubat 2017, Yorum Yapılmamış
01 Kasım 2016, Yorum Yapılmamış
10 Mart 2016, Yorum Yapılmamış
02 Şubat 2016, Yorum Yapılmamış
26 Ocak 2016, Yorum Yapılmamış
25 Aralık 2015, Yorum Yapılmamış